Çiğ Köfte Gelenekleri

Çiğ köfte, Şanlıurfa’nın hem mutfağının hem de sosyal yaşamının en özel parçalarından biridir. Bugün tüm Türkiye’de tüketilen çiğ köftenin gerçek kökeni, Urfa’nın binlerce yıllık kültürüne dayanır. Sıra gecelerinin vazgeçilmezidir ve bir “yemek” olmaktan çok daha önce bir geleneğin ritüelidir.

Çiğ Köftenin Efsanevi Doğuşu

Rivayete göre çiğ köfte, Hazreti İbrahim’in dönemine dayanır. Nemrut döneminde odun toplamak yasaklanınca, bir avcı evine getirdiği eti pişiremez ve eti taşla ezip baharatlarla yoğurarak yemek haline getirir. Bu şekilde ortaya çıkan ilk çiğ köfte, Urfa’nın tarihine bir efsane olarak geçmiştir.

Bugün Urfalılar hâlâ çiğ köfteyi bu hikâyeye saygı ile yoğururlar.

Sıra Gecesinde Çiğ Köfte Neden Bu Kadar Önemli?

Çünkü çiğ köfte:

Urfalılar der ki:
“Çiğ köfte meclisin kalbidir.”

Yoğurma Ustalığı

Sıra gecesinde çiğ köfteyi herkes yoğuramaz. Bunun belirli bir “mertebesi” vardır. En yaşlı, en tecrübeli veya meclisin “ustası” olan kişi yoğurur. Bu kişiye köfte ustası denir ve yoğurma işlemi büyük ciddiyetle yapılır.

Yoğuran kişinin bazı görevleri vardır:

Yoğurma Sırasında Söylenen Hoyratlar

Çiğ köfte yoğrulurken genelde ağır hoyratlar ve uzun havalar söylenir. Bu hem ritüelin bir parçasıdır hem de geceyi daha duygusal bir hale getirir.

Sık söylenen hoyratlardan bazıları:

Usta yoğururken saz ekibi ağır tempoda çalar, sohbet susar ve herkes ritüeli izler.

İkram Adabı

Çiğ köfte hazır olduğunda ikramın da kendine göre adabı vardır:

Bu ikram sırası, Urfa’nın misafirperverlik kültürünün canlı bir örneğidir.

Çiğ Köftenin Kültürel Anlamı

Urfalılar için çiğ köfte sadece bir yiyecek değil; bereket, kardeşlik, muhabbet ve paylaşımdır.

Birçok Urfalı der ki:
“Çiğ köfte yoğrulmayan gece, sıra gecesi değildir.”

Rivayet Tadında Bir Anı

Eski ustalardan biri şöyle anlatır:

“Bir gece öyle güzel yoğurduk ki, saz sustu, muhabbet durdu, herkes ustanın eline baktı. Köfte hazır olduğunda oda mis gibi koktu. Sanki tarih o an yeniden yazılıyordu.”

← Ana Sayfaya Dön